30 Mart 2012 Cuma

İstanbul Hatırası

 Yıl 1968.. Hasan ile Güllü koymuşlar kafaya İstanbul'a yerleşmeyi. İyi bir iş bulup güzelce yaşamakmış niyetleri. Zaten bir yıl önce Hasan'ın Rahman emmisi de gelmiş yerleşmiş İstanbul'a. Her mektupta anlata anlata bitiremezmiş köşeyi dönüp de nasıl güzel yaşadıklarını. Hasan da hevesle muhtarla birlikte emmisine bir mektup yazmış.

''Pek değerli Rahman Emmim;
Bilirsin çok sever sayarım seni. Sen gittin gideli de tadı tuzu kalmadı buraların. Zati ne iş var yapacak, ne toprak var eşecek. Düşündük Güllü'yle; gideriz biz de İstanbul'a hem emmimgile can yoldaşı olur, hem de bölüşürüz ekmeğimizi yaban ellerde. Hemen ben de iş buluveririm. Güllü de boş durmaz hemi. O da konu komşuya entari esvap diker. Yengeme yardımcı olur.  Hem sen de yazıyon ya mektupta iş kurdum,  İstanbul'un iyi yerlerinde de oturmaktayız diye. Dedim Güllü'ye ; Rahman Emmim bizi yarıyolda koymaz, bir büyüklük yapar diye. Biz haftaya cuma oradayız  emmi. Önceden haber verelim dedik. Sağlıcakla kalın, ellerinden hürmetle öperim.
Hasan''

Mektubun ulaşmasını bile beklemeden  düşmüşler yola Hasan'la Güllü. Vamışlar İstanbul'a . Rahman emmi biraz tavırlı karşılamış onları. Bizimkiler pek hevesli. Hem İstanbul'a geldiler  hem de köşeyi dönmüş Rahman emminin lüküs evinde kalacaklar. Şeherli olacaklar. Neyse varırlar mahalleye ki, o da ne, köyden beter her yer. Yerler çamur evler hamur. gecekondu mahallesi. Hasan ''Emmi burası mı sizin mahalle?'' diye sormuş. Rahman Emmi '' Burası İstanbul yeğen, köye benzemez'' demiş kızarak. Ve derme çatma tek göz gecekonduya gelmişler. Yengenin suratı beş karış, siz nereden çıktınız der gibi bakıyor. Hasan da Güllü de neye uğradıklarını şaşırmışlar. Meğer Rahman Emmi ne güzel bir yerde oturmakta ne de paralı bir kurmuş. Köylüye karşı Rahman gitti de köyden beter yaşıyor demesinler diye yalan uydurmuş.
Zaten tekgöz kulübede emmisigil bile zar zor sığmış, bizimkiler anlamış burada kalamayacaklarını. Bir hafta kadar aramış, iş de bulamamış hemen. Güllü de demiş ''Hasan olmayacak bu böyle, gel dönelim köyümüze''. Hasan itiraz etmemiş. Almışlar valizlerini sabah erkenden çıkmışlar evden. Yolda sokak fotografçısını görünce de, bari buraya kadar geldik, bir hatıra olsun diye fotograf çektirmeye karar vermişler...
Köye geri döndüklerinde de ne Rahman Emmi'nin küflü kulübesinden ne üç kuruşluk işinden ne de uydurduğu yalanlardan bahsetmişler. Soranlara da memleket gibisi yok demişler...

Son minyatürüm, sizi fotograflarla başbaşa bırakayım...



















6 yorum:

  1. tüm ayrıntıları ile mükemmel . iyi de çektirmişler bu fotorafı:)
    Gülüm tebrikle inan hayranlıkla seyrediyorum ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. BEN ÇOCUKKEN BU TÜR RESİM ÇEKTİRENLERE ÇOK RASTLARDIM SOKAKLARDA,HİKAYE ASLINDA HÜZÜNLÜ AMA MİNYATÜRÜ SENİN ELLERİNLE ÇOK GÜZEL OLMUŞ.ELLERİNE EMEKLERİNE,GÖZLERİNE SAĞLIK

    YanıtlaSil
  3. bu kadar detayı hemde en ince ayrıntısına kadar yapmana bayılıyorummm.şahanesin herzamanki gbiii

    YanıtlaSil
  4. ÇOK güzel ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  5. İnce detaylar harika.Çok güzel olmuş.Elinize ,emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Muhteşem bir çalışma.
    Emeğine sağlık.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil